Erdoğan Cemaat ile savaşı birden bire neden başlattı? Gecen yıl 7 Subat'ta kendisine yapılmak istenen komployu unutamadığını düşünsek bile bence asıl nedeni başka bir yerde aramak gerekiyor.
Cemaat ile Erdoğan arasındaki çatışma Erdoğan'nin otoriter politikasının bir sonucu.
Erdoğan 2015'de yapılacak genel seçimden önce bu yıl yapılacak Cumhurbaşkanı seçimine odaklanmış gözüküyor.
Yetkileri güçlendirilmiş bir devlet başkanlığı modelini hayalinden geçirdiği herkesin malumu. Ancak, Gezi olaylarınden sonra başkanlık şansı epey azalmış görünüyor. Geziye öfkesi bundan kaynaklanıyor zaten. Ama her şeye rağmen Cumhurbaşkan'lığından vazgeçmediği bir gerçek.
Bu ısrarın arkasında bir korku boyutu var.
Ak Parti iktidarı ordunun vesayetini ortadan kaldırmakla ülkedenin kaderini değiştirecek önemli bir yapısal değişime imza attı. Devrim sayılacak nitelikte bir dönüşümdü bu ve elbette eski düzenin savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı. Hele Ergenekon yargılamalarındaki usulsüzlükler, hukuk dışı uygulamalar bu tepkinin yayılmasında etkili oldu, Erdoğan ve partisine öfke tırmandı.
Erdoğan o zamanki yargılamalar sırasında yaşanan hukuk dışı uygulamalar nedeniyle Cemaat yanlısı bilinen savcılardan ve hakimlerden hiç şikayetçi değildi. Yapılan haksız göz altına almalara, uzun süreli tutuklamalara göz yumuldu. Dayanıksız suçlamalarla açılan davalara yapılan itirazlara kulak tıkandı.
Ergenekon yargılamaları sırasında ülkede demokratikleşme reformları beklentilerin tersine askıya alındı. Hatta barış sürecinin temelini oluşturacak demokratikleşme adımları Öcalan'ın uzlaşma adımlarına rağmen ağırdan alındı. Çıkartılan paket ise sadece bir oyalamadan ibaret kaldı. Tutuklu milletvekillerin serbest kalmalari için hiç çaba sarf edilmedi.
Erdoğan'ın başkanlık hedefine yönelmesindeki korku işte böyle bir gergin ortamın beslediği bir tedirginlikti. Başkanlık rejimini hem kendisine hem de gerçekleştirdiği siyasi dönüşümlere yönelecek tehditlere karşı bir güvence olarak görüyordu.
Ancak bu arada başka ciddi hatalara da sürüklendi.
Otoriter bir yönetimi benimsemesi, parti içinde farklı bir rasyonaliteye hayat hakkı vermiyordu. Bu durum parti içindeki sessiz muhalefeti tedirgin ettiği gibi şimdiye kadar desteğini aldığı parti dışı çevreler de hoşnutsuzdu. Öyle ki bu mesele Batılı devletler tarafından dikkatle izlenir olmuştu. Başta ABD olmak üzere AB ülkeleriyle aramızda açılan mesafe Erdoğan'nı başka ittifaklara savurmaya başlamıştı. Şangay Beşlisi'ne yakınlaşma temayülü böyle bir sürecin devamıydı.
Acaba Türkiye batı ile ekonomik ilişkilerin zeminini oluşturacak şekilde hukuksal reformlarını tamamlama, devlet içinde şeffaflık ilkesini benimseme, demokratikleşme adımlarını güçlendirme anlamında tam entegrasyonu böyle bir liderin yönetiminde başarıyla götürebilecek miydi? Kritik soru buydu.
Mısır'daki darbe sonrası Ortadoğu'da, Kuzey Irak ile yapılan petrol antlaşmaları dengeleri bozabilecek boyuta tırmanabilirdi. Bu gelişmelerin bölgede kontrol edilmesi daha güç başka uzantıları da muhtemeldi.
Bütün bu çerçevede Erdoğan Cemaat'in kendisini desteklemediğini biliyor ve hazırlıklarını buna göre yapıyordu. Dershanelerin kapatılması kararını vermekle ilk ateşlemeyi başlatan taraf oldu. Arkası çorap söküğü gibi geldi..
Şimdi hukuk sisteminin büyük yara almasını yol açan yargıya müdaheleler yaşanıyor. En son HSYK işleyişinde yürütmenin gücünü arttıran yasa teklifinden anladığımız gibi iktidar geri dönülmez bir yola girmiş gözüküyor. Anayasal meşruluğa gölge düşürecek bu tür adımlar durumu daha içinden çıkılmaz tehlikeli bir noktaya tırmanadıracak bir potansiyel taşıyor.
8 Ocak 2014 Çarşamba
Parelel devlet mi bölünmüş devlet mi?
Parelel devlet mi, parçalı devlet mi?
Cemaat ve Akparti arasinda bölünmüş bir devletten söz etsek daha mi doğru?
Şimdiye kadar bu bölünmüş yapı ile çalışan bir sistem vardı...
Işbölümü ve işbirliği yaptılar...
Sonra çatışmaya baslayinca parelel yapi denmeye başlandı...
Is birliği bozulmazdan onceki bölünmüs yapi işbirliği bozulunca parelel yapilanmaya dönüştü...
Bu günü daha iyi anlamak ve yapilmasi gerekeni anlamak icin böyle düşünmekte fayda var...
Cemaat ve Akparti arasinda bölünmüş bir devletten söz etsek daha mi doğru?
Şimdiye kadar bu bölünmüş yapı ile çalışan bir sistem vardı...
Işbölümü ve işbirliği yaptılar...
Sonra çatışmaya baslayinca parelel yapi denmeye başlandı...
Is birliği bozulmazdan onceki bölünmüs yapi işbirliği bozulunca parelel yapilanmaya dönüştü...
Bu günü daha iyi anlamak ve yapilmasi gerekeni anlamak icin böyle düşünmekte fayda var...
Filmi başa sarmak
Hukuk devletinin temel doğruları; güçler ayrimi, mahkemelerin bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, anayasal guvencelerin sağlamliligi, bireyin devlet karsisinda haklari ve korunması gibi ilkelere baktigimizda biz filmi basa sardik galiba...
Çogunlugun temsilcisi olmayi devlete tek başına egemen olmak olarak anlayan hukuk disi bir zihniyetin giyotini altindayiz bugün...
Milletin temsilcisi olarak varlığınin meşruluğunu iddia eden bir iktidarın kendisini desteklemeyen ayni milletin baska kesimlerini düşman olarak görme aymazlığınin boy attığı bir ulkede yasiyoruz ne yazik ki...
Lafi uzatirsam, biliyorum ratingim düşecek...
Kisa keseceğim...
Bence bu gune kadarki kazanimlarin eseri olan devleti hukuk duzeni icinde tutan kurumsal esaslar artik varla yok arasindadir ve film basa sarilmistir..
2000 yilindan da geriye....
Bence 1950 li yillarin sonuna kadar giden bir zamana yolculuk sayilabilir bu...
Hayirli olması mümkün mü?
Çogunlugun temsilcisi olmayi devlete tek başına egemen olmak olarak anlayan hukuk disi bir zihniyetin giyotini altindayiz bugün...
Milletin temsilcisi olarak varlığınin meşruluğunu iddia eden bir iktidarın kendisini desteklemeyen ayni milletin baska kesimlerini düşman olarak görme aymazlığınin boy attığı bir ulkede yasiyoruz ne yazik ki...
Lafi uzatirsam, biliyorum ratingim düşecek...
Kisa keseceğim...
Bence bu gune kadarki kazanimlarin eseri olan devleti hukuk duzeni icinde tutan kurumsal esaslar artik varla yok arasindadir ve film basa sarilmistir..
2000 yilindan da geriye....
Bence 1950 li yillarin sonuna kadar giden bir zamana yolculuk sayilabilir bu...
Hayirli olması mümkün mü?
Hukuksuz devlet
Emniyette günlerdir devam eden tasfiye operasyonu normal bir hukuk devletinde yasanmayacak seyler...Emniyet teskilatinda darbe ortamlarini cagristiran olaylar oluyor. Bütün bunlar yoğun bir medya destegiyle surdurulen beyin yikama mekanizmasi eşliğinde oluyor. Hukuk kurallarini dinleyen yok.
Yolsuzluk davalarinin savcilarina tehditler ve karalama kampanyalari, güdümlü basin ve medya mensuplariyla kapali toplantilar, tek adamin emirlerine tabi yasama çoğunluğu, islevini yerine getiremeyen bir muhalefet, eski partisi ile cemaat arasina sikismis zor durumda bir Cumhurbaskani, bagimsizligi ve adilliği tartışmali bir yargi sistemi...
Butun bunlar Ak parti yonetiminde ulkenin nasil duvara çarptığını gosteriyor bize...
Bir ulke, bir devlet bundan daha kötü bir duruma dusebilir mi ? Düşebilir, ama düşünmek bile istemiyorum. Kötü seyler olacak diye korkuyorum...
Yolsuzluk davalarinin savcilarina tehditler ve karalama kampanyalari, güdümlü basin ve medya mensuplariyla kapali toplantilar, tek adamin emirlerine tabi yasama çoğunluğu, islevini yerine getiremeyen bir muhalefet, eski partisi ile cemaat arasina sikismis zor durumda bir Cumhurbaskani, bagimsizligi ve adilliği tartışmali bir yargi sistemi...
Butun bunlar Ak parti yonetiminde ulkenin nasil duvara çarptığını gosteriyor bize...
Bir ulke, bir devlet bundan daha kötü bir duruma dusebilir mi ? Düşebilir, ama düşünmek bile istemiyorum. Kötü seyler olacak diye korkuyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
BABAMA MEKTUBUM
Keşke ben biraz daha genç olsaydım sen de erken ölmeseydin baba babalar gününde benim de gününü kutladığım bir babam olsaydı keşke. Seninl...
-
Geçenlerde bir televizyon programında dinlediğim siyaset bilimci Sezin Öney'in söylediklerine katılıyorum. DEM Parti paralel bir evrende...
-
Kadın cinayetleri bitsin derken Bitmeyen kadın cinayetlerinin ardından idam cezasının yeniden konuşulmaya başlanması korkunç. Kadını koru...
-
Şu silah bırakma hikayesi 2009 yılında AKP yönetimi tarafından ilan edilen “Kürt Açılımı” olarak başlayan görüşmelerden sonra 2015 yılında ...