8 Eylül 2025 Pazartesi

REJİM NEREYE DOĞRU

Siyaset bilimciler bu sisteme Rekabetçi Otoriterlik diyorlar. Tek adamın kontrolünde işleyen bu rejimde devletin bütün kurumları parti merkezli bir  sistem içinde çalışıyor. Sözde halkın temsilcisi sayılan bir göstermelik meclis var ama oradaki partiler de tek adam rejiminin güdümünde. Tabi olma, itaat etme onların varlığı için de önemli bir koşul. Ülkede her bireyin ve kurumun aynı durumda olması zorunluluğu var yoksa başınıza her an bir bela gelebilir. 

Bu sistemlere bizim yanıbaşımızda olan Azerbaycan örnek verilebilir. Orada başkan İlham Aliyev son seçimlerde oyların yüzde 92'sini alarak seçilmiş ve görev süresi sınırlı değil. Halkın yüzde 76'sı oylamaya gitmiş. Ama aynı katılım partiler için geçerli değil. Parlamento seçimlerinde katılım yüzde 35'lere düşüyor. Orada en güçlü tek bir parti var ve oyların yaklaşık yüzde 50'sini kazanmış. Diğerleri küçük partilerden ve bağımsızlardan oluşuyor. 

Gördüğünüz gibi seçilmişlerin doldurduğu bir meclis var ama halkın büyük çoğunluğunun bu mecliste temsil edildiği falan yok. 

Şimdi dönüp bize bakalım. Bizdeki sistemin de bundan aşağı kalır bir yanı yok. Hele şu aralar pek arzu ettikleri anayasa değişikliği olursa Cumhurbaşkanı seçildiği takdirde süre sınırı olmadan görev yapabilecek belki. Belki diyorum çünkü bunu başarabilme ihtimali biraz zor. Ama en azından başka formüller bulunabilir. Kısaca diyebilirim ki   Azerbaycan modeli bir sisteme geçilmek isteniyor. 

Ülkenin en güçlü muhalefet partisine seçim yenilgisi yaşatmak için Cumhurbaşkanı adayını 10 aydır hapiste tutuyorlar. Yetmedi şimdiki hedefleri partinin genel başkanını  düşürüp parti içinde kontrollü bir yönetimin göreve gelmesi için hazırlıklar yapılıyor. Hukuk falan engel değil buna. Yazılı kanunlara bile bakan yok! Muhalefet partisini istedikleri gibi dizayn edemezlerse en azından parçalayarak zayıflatma peşindeler. Seçilmiş CHP belediyelerinde suç şebekeleri icat ederek yöneticileri  birer birer içeri tıkmaya devam ediyorlar ayrıca. 

Son olarak Ekrem İmamoğlu için başlatılan  yeni bir soruşturmada casusluk suçlamasına kadar gelindi. Aşikar ki temel mesele olarak giderek sıkışan bir siyaset biçimine evriliyor ülke. Demokratik hakları yok sayan, seçme ve seçilme özgürlüğünü kısıtlayan bir çembere sıkışmış muhaleftsiz bir rejimin güçlenmesi isteniyor. Bu yapılırken öte yandan müzakere adı altında yürütülmeye çalışılan barış süreci kullanışlı bir ayrıştırma mekanizmasına dönüşmüş durumda... 

Ortadoğu'da yaşanan bölgesel  paylaşma ve inşa sürecinin bizim için nasıl işe yarar bir iç politika malzemesi olacağı bu dönüşümün hangi yönde evrileceğine bağlı.  

Daha ötesi dış politikada ABD tarafında konumlanmış bir stratejiye bağlanmış umutlar her türlü yıpranmışlığa  çare olacak sanılıyor. Üstelik buna razı olur görünen siyasetçiler bunu bir fırsata dönüştürme telaşında. İktidar kanadındaki ortaklarıyla iyi geçinme görüntüsü kimseye hatta başta Kürt seçmenine bile fazla güven vermese de.

Bu duruma bakarsak Adalet Bakanına göre her şey kuralına göre işliyor denebilir. Suçlu varsa yakalanır, bağımsız mahkemelerde yargılanır... Partiye önce kayyum ataması yapacaklar, bir süre gelişmelere bakıp muhalefet partisinin zayıflamış haline denk düşürüp  uygun bir erken seçim tarihi belirleyecekler.

Şimdi bu gelişmelere bakıp, zaten her şey dış odaklı bir proje olarak  planlandığı gibi oluyor diyenler de olacaktır.  Bu yaklaşımın da getirisi kurulmak istenen rejiminin işine yarayacaktır, böyle bilinsin. 

Bir çıkmazdayız düşüncesinin ürettiği çaresizlik ve yılgınlık en çok bunu yaratanları sevindirecektir. Yaratılan güvensizlik teslimiyete dönüşen baştan kabullenilmiş bir yenilgiye zemin hazırlar...Tercih bizlere kalmış. Ya üzerimize atılmak istenen ağın içinde yaklanmış halde  kalacağız ya da bu oyunu bozacak cesareti gösterip hayır diyeceğiz.

Kurtuluş tek başına değil sloganı boşuna atılmıyor. Dibe vurduk ama bunun cesaret birikimine yol açtığını,  gücümüzü göstermeyi sağlayacağını unutmayalım. Başaramazsak Azerbaycan örneği ortada! Ya o ya da özgür ve demokratik bir Türkiye!

BABAMA MEKTUBUM

Keşke ben biraz daha genç olsaydım sen de erken ölmeseydin baba babalar gününde  benim de  gününü kutladığım bir babam olsaydı keşke. Seninl...