26 Mayıs 2022 Perşembe

BAHÇEDE SAVAŞ VAR


Bahçemdeki otların hali  fena halde canımı sıkıyordu. Bütün kış yağan yağmurla beslenen topraktan aldıkları güçle boylanmışlar, adeta göğe doğru fışkırmışlardı. Birbirlerine hiç ayrılmayacak gibi  kaynaşmış, bana karşı düşmanca birleşmişlerdi. İsimlerini hiç bilmediğim,  kiminin  dikensi sivri yaprakları olan, uçları püsküllü çiçekleriyle rüzgarda uçuşan, keyifle sallanan bir bitkiler cümbüşü adeta bana meydan okurcasına ayaklanmışlardı. Zavallı, geçen yaz bin bir emekle biçip adam ettiğim bahçeme yaz bittiğinde  ben ayrılıp gidince yeniden sahip olmuşlardı. Sadece onlar mı? Kök saldıkları kireçli, kaya sertliğindeki toprağın içine işleyerek yarattıkları derin oyuklarda türlü türlü böceklerin çoğalmasını da sağlamışlardı. Şimdi işbirliğine bu canlılar bir olup katılmışlardı. Toprağın dipleri bunlarla doluydu. Bütün bu canlılar topluluğu yokluğumu fırsat bilip bana karşı savaş açmışlardı sanki. Sessiz mi kalacaktım, görmemezlikten mi gelecektim bu başıboşluğu? Beni ne sanıyorlardı?

 

Bu işe kökten bir çözüm ne olur  diye danıştığım bahçe komşum, halime acıyarak bakarken  kendi yöntemini de anlatmaya çalıştı. Ona göre yapılacak iş çok basitti. Otların  yok edilmesi için en köktenci çözüm zehir kullanmaktı. Evet,  topyekûn bir savaş!

 

Doğru söylüyordu, her yaz başında çılgınca bahçeyi saran bu ot anarşisinin önüne başka türlü geçmeyecektim. Komşumun adını verdiği botanikçi aynı zamanda çiçek sever bir ziraatçıydı. Onda en etkili zehiri bulabileceğimi söyleyince rahatladım. Hemen dediğini yaptım ve ziraatçıdan öğrendiğim  gerekli bilgilerle - yani kuşandığım silahlarla- koşa koşa eve döndüm. Ama eve sokmadan,  zehir ilacını kimsenin eline geçmeyecek şekilde gizli bir köşeye sakladım. Bizim bahçede kedi köpek boldur. Onların bizi bahçede üreyen farelerden ve eve kışın girebilecek hırsızlardan koruyabilmeleri için hayatta kalmaları gerekiyordu. Zehire ulaşmamaları için erişemeyecekleri yükseklikte asılı duran bir alet çantasının içine gizledim zehir kutularını. Artık işe başlayabilirim.

 

Ziraatçının tavsiye ettiği şekilde rüzgarsız  ve yağışsız bir sabah erkenden kalkıp  harekatı  başlattım. Ağzımı burnumu bir maskeyle kapattıktan sonra aldığım zehir tozlarını kuşanıp bahçeye fırladım. İlacı fazla havalandırmadan yaban otlarının üzerine serptim. Bütün bahçeyi böyle taradıktan sonra bir kaç gün ölmelerini beklemem gerekiyordu. Öyle yaptım.

 

Bir sabah balkonda rengarenk açmış  çiçeklerini özenle sulayan karım yorganımı çekerek beni uyandırdı. Kalk, dedi, bak bahçede neler olmuş. Heyecanla uyku sersemliğimi üstümden atarak ayaklandım, balkona koştum. Evet, doğruydu. Koca bahçede bütün istemediğim bitkiler ansızın sararmışlar, boyunlarını toprağa doğru büküp kaderlerine razı olmuşlardı. Zafer benimdi. Bundan sonrası artık daha rahat olacaktı. Aynı gün gündelikçi iki kadın işçi ayarlanıp, üzerlerinden tırmıkla geçilecek ve ortaya bahçemin görmeye özlediğim yüzü çıkacaktı.

 

Çalışmalar planladığım gibi gittikten sonra yapılacak iş, otlardan kalan boşluğun nasıl doldurulacağıydı. Bu konuda komşumun bahçesinde henüz başlamış bir faaliyet yoktu. Fakat muhakkak bir bildiği vardı. Sorup öğrendiğimde biraz keyfim kaçmış olmakla birlikte yapılacak başka bir şey yoktu. Ya bahçeyi olduğu gibi betonla kapatacaktım ya da üstünü  dışarıdan getirdiğim  havalanmış yeni bahçe toprağı  ile örtecektim. Dikmek istediğim süs bitkilerim için yine aynı ziraatçıdan temin edilecek güçlendirici vitaminlere de ihtiyacım olacaktı. Yeni fidelerin ekilmesi için geç kalınmış olmakla birlikte bu mevsimde hemen kök tutacak küçük menekşeler, petunyalar  falan bulabilirim. Ne yapalım, başa gelen çekilecekti. Düşman otlardan kurtulmak avunmam için yetiyordu.

 

Öyle yaptım, bahçemdeki  zararlı canlıların kökünü kazıdıktan sonra artık rahat uyuyabilir, kendimle övünebilirdim. Bahçenin son halini gören komşulara  galip bir komutan edasıyla bunu nasıl başardığımı anlattım.  Bana yardımcı olan komşum, geç bile kaldın dostum, baş edilmez bunlarla, çekip vuracaksın, dedi. Çok haklısın, dedim. Artık savaşmayı öğrenmiştim.

BABAMA MEKTUBUM

Keşke ben biraz daha genç olsaydım sen de erken ölmeseydin baba babalar gününde  benim de  gününü kutladığım bir babam olsaydı keşke. Seninl...