8 Şubat 2023 Çarşamba

"OKÇUNUN YOLU"


 

İnsan doğduğu günden beri böğürüne saplanmış bir okla yaşar. Yaralanmıştır  ama farkında değildir bunun. Görülmesin diye ok kırılmış, ucu böğüründe saplı kalmıştır. 

İnsan acısını duymadığı bu okla yaşar yıllarca. Ama okla bir süre sonra yüzleşir ve bir gün bu okun kendisini zehirleyip öldüreceğini öğrenir. 

Önceleri korkmaz. Hayalinde içindeki  saklı oku böğüründen çıkartıp hedefini vurmaya çalışır. 

Sonra hayallerine ulaşmak için  eğitimden geçer. Gerçek bir oku kullanmayı öğrenir, hatta kitaplar  okuyarak ustalığını ilerletir.

Bir ömrü okuyla birlikte hayalindeki hedeflerin peşinde  koşarak geçirir. Sonra yaşlanıp, yorulur. Yeter der, biraz dinlenmeliyim. İşte o an aklına böğründeki ok gelir. Okun saplandığı yerdeki acıyı hisseder birden. Nefesi kesilir. Bunu düşündükçe her gün acı  artar. Ok çok derinlere işlemiştir. Bulunduğu yerden çıkartılması da imkansızdır. Onunla yaşadığını bilmeden yıllar geçinceye kadar  unuttuğu acı şimdi onu huzursuz etmekte, yaşarken duyduğu tatların önüne geçmektedir... 

Bu acıdan kurtulmanın bir yolunu aramaya başlar. Çocukluk günleri aklına gelir, oyuncak okuyla nasıl oyunlar kurduğunu hatırlar. Ama gerçek bir oku taşıyarak yeniden yürümeye cesareti, gücü yoktur artık. Bir kaç deneme yapsa da hemen yorulur, vazgeçer...

Şimdi  okun acısına da alışmanın bir yolunu bulmak üzere  sadece kendisinin bildiği gizli bir yolculuğa çıkacaktır. Bu yolculukta yeni hedefleri için oka da ihtiyacı kalmamıştır.  Bütün yüklerinden kurtulmuş, hiç bir okun ulaşamayacağı bir menzilde keşfettiği derin bir huzura kavuşmuştur...

BABAMA MEKTUBUM

Keşke ben biraz daha genç olsaydım sen de erken ölmeseydin baba babalar gününde  benim de  gününü kutladığım bir babam olsaydı keşke. Seninl...