4 Ağustos 2021 Çarşamba

Peki çare ne?

Türkiye ciddi bir krizin içinden geçiyor. Dün de söyledim, bu sonunda yönetimin gelip dayandığı bir tıkanma. Bunun farkında olmamaları doğal çünkü kendileri böyle olmasını ısrarla savundular ve istemeye devam ediyorlar. Denetlenmeyen bir başkanlık rejimi ve laik geleneğe alabildiğine karşı bir ideolojik  tavır...

Bu ikisiyle iktidarı sağlama alma koşullarını kurdu AKP.  Baskı ve yıldırma ile muhalefeti ezmeyi, baş eğmeye yatkın bir topluma çok kolay kabul ettirebiliriz diyorlar. 

Toplum beğenmese de karşı çıkmayı örgütlü bir mücadelenin geleneğinden çoktandır uzak kaldığı için gerektiği kadar başaramıyor. Demokratik hak arama yollarının alabildiğince tıkandığı bir toplumda yönetim sorunları kriz eşiğine gelmiş, yönetene hesap sorulamayan bir çıkmaza girilmis. Siyaset yapmayı hep başkalarına havale eden  hazırcı bir toplum kendine güvenini yitirmiş, kimseye de kolay inanmayan  bir çaresizliğe saplanmış.

Durum bu ama zaten biliyoruz böyle olduğunu, asıl sorun bu zorluğu aşıp demokratik yolları bir hak meselesi olarak  sonuna kadar  kullanabilmekte. 

Bekleyen bir toplum yerine isteyen,zorlayan, dayatan bir toplum olabilmekte. 

Ateş her alanda kapıya dayanmış. Eski kötü alışkanlıkları, saplantıları bırakarak, sağ duyu merkezinde toplanıp birbirimizi dinleyerek, makul olanın peşinde durarak ülkeyi bu çıkmazdan  kurtarmalıyız. Yoksa ülke diye bir şey kalmayacak.

BABAMA MEKTUBUM

Keşke ben biraz daha genç olsaydım sen de erken ölmeseydin baba babalar gününde  benim de  gününü kutladığım bir babam olsaydı keşke. Seninl...