Günlerdir aynı telaş var yan evin çatısına ait saçakta. Yağmur oluğunun altındaki duvara bitişik borunun üzerine yuvalarını yapan iki kumrunun hikayesidir bu. Yumurtalarını ne zaman bıraktılar oraya bilmiyorum. Yılmadan süren çabaları bir işe yaramamıştı. Rüzgar kurdukları yuvanın çalılarıni savurmuştu her defasında.
Günlerdir yuva yapmak için taşıdıkları çalılar bir işe yaramamış olmalı ki burayı bulmuşlardı.
Bir de, asıl tehlike sanırım başkaydı. Yapacakları yuva kargaların kolayca erişebileceği bir yerde olmamalıydı. Kargaların keskin gözleriyle bu iki kumrunun nereye yuva yapacaklarını merakla beklediklerini günlerdir hep birlikte izledik. Kumrular yumurtalarını çalacak kargalardan korunmanın yollarını aramışlar, yuva yapacakları yeri seçmekte epey zorlanmışlardı. Sonunda buldukları saçak altındaki bu daracık köşeyi, çalılari sığdırmak zor olsa da kargaların uzun gaglarının bile erişemeyeceği yuva olarak benimsediler.
Ne zaman yumurtladı dişi olanı, görmedik, anlamadık. Ama erkek ve dişi iki kumru yuvayı hiç yalnız bırakmıyorlardı artık. Karşı damdan onları gözleyen kargadan gelecek saldırıya hazırdı ikisi de. Sırayla yuvadan ayrılıp karınlarını doyuruyorlar, yumurtanın üzerine kanatlarının sıcak tüylerini yayarak gün boyunca yatıyorlardı. Gece olunca ikisi de, o daracık yere sıkışıp, yanlarına karışacak yavrularının hayallerini kurarak uyuyorlardı.
Günlerdir balkonda sabah kahvaltımı yaparken, yanımda hayata tutunan bu şefkat ve sadakat ile beslenmiş sıcaklığı iliklerime kadar yaşıyorum. Ama karşı damda, hep yaptığı gibi gözlerini bize dikmiş bakan avcının, o şişman iri karganın, planlarını da unutmuyoruz hep birlikte. Gözümüz onun üzerinde. Hepimiz biraz endişeli olsak da karga bu kez yuvadan yumurtayı çalamayacak. Bu kez ben de onlara yardım ediyorum. Birlikte karganın hakkından geleceğiz. Hikayenin sonu güzel bitecek.
.jpeg)